23 Temmuz 2012 Pazartesi
Sana dememiş miydim?
Kimsin diyorlar bana? Kimliksizliğin diz boyu olduğu bu dağ başında.Biri uzunca diğeri olabildiğine sıska.Kimliğimi bulan biri varmış asfaltta, yüzüme bakıyor; ''Benzetemedim.'' diyor.Bana benzetilmeyen yüzüm için ağıtlar yakıyor içimde ikiyüzler, beşyüzler.Saf bir ben köşesinde mırıldanıyor : 'Ben buraya varana kadar yeryüzünün yüz ölçümü kadar yol yürüdüm.Kayalardan yataklar kurdum, hayallerden sandallar.Hayal çabuk kırılır dediler, sandallar batar.Batan sandalımı sırtıma aldım da geldim!' Hala benzetemedik diyorlar.Anlatıyorum kim olduğumu, kimse olduğumu..İnsanların ancak birbirleri hakkında düşünsel imgeleridir diyorum seni ve beni ben ve sen yapan.Anlamıyorlar, birde üstüne hakareti hak sayıyorlar.Kırılıyorum.Kırılmaktan öte yattığım taşları kalbi kastan olan kalaslarınkiyle değişerek tokuşturmak istiyorum.Ezilsinler.Ezilmek acının varlığına inanan için kardır ancak.Merhameti merhem bilmeyenler bilmezler acının kimlik kazandırdığını yüreklere.Ben tüm bunları düşünürken birisi gözüme sarı ışık saçan fenerini tutuyor, zemin çamur, gözlerim çapaklı.Böğrümde bin bıçak hissediyorum, göğüs kafesimde bir nefes.Bağırıyor bir diğeri; ''Kimsin sen?'' Kahkahalar içimde cirit atıyor: '' Bilsen ne, bilmesen ne ahmak? '' Dilim kekeme ki vah yok yanımda kardeşlerin hası olan Harun. İkiye yarılıyor yüzüm, bir yanım pervasızca cesur öteki yanım ürkek, henüz beş yaşındayım.Kaburgam karnıma saplanırken diliyorum; gözlerim buraya varana kadar nasıl kalmışsa kapalı buradan uzaklaşırkende açılmasın kapakları.Derken önce nefes, sonra böğrümdeki keskin bıçaklar, sonra sesler uzaklaşıyor..Gelecek ile geçmiş arasında kalmış bir ses pis kokan nefesi ile tüm karanlığı kaplarcasına haykırıyor : ''İnsana değil, kurda kuşa yem olmayı tercih ediyorsun.Kedi olalı bir fare tutuyorsun, ölümün fare elinden olacak ama.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)