8 Nisan 2019 Pazartesi

ş ey




Kapışmanın ve karşılaşmanın, yüz yüze gelmenin, tersyüz etmenin, her neyse, her konunun kendine göre bir kum saati, vadesi vardı.
İ.A.

-------------

Kendimi kıyılarıma vuran dolu dolu hızlı çırpınışlar, göz kırpan iyotlu ışıldama, hafif tedirgin kuş yüreği, kancaya takılmış bir balık gibi, yola çıkmaya istekli ama cebinde metaliksiz bir seyyah gibi, ürkek ama heyecanlı - evet - heyecanla dopdolu hissediyorum.

Gözümü kaldırıp inceliyorum kendi akışında, kendi içine ve uzaklarına doğru, usanmaksızın yıllardır yaşayan şehri, bu sevdiğim şehri. Tam da burada, üç yıl evvel arabaların park ettiği toz toprak içindeki burada, şu an yaşamın açıklanamaz bir tesadüfle - ya da açıklanabilir - bana sunmuş olduğu 'şeyi' düşünüyorum. Düşündükçe kaburgalarım nefesimi sıkıyor, panikliyorum. Bu paniği anımsıyorum. Bu panik güzel. Kesinlikle kötü değil. Heves ve umut yok-sa nasıl yaşanır? Heves ve umut var-sa nasıl yaşanır? Her ikisi de aynı soru, her ikisi de zor soru. Biliyorum, cevap beni bulacak; cevaba da kendime de inanıyorum.