halbuki biliyorum biliyorum ama ne ben yokum ne onlar eksik
akşamları hep arka sokaklardan dönüyorum
biraz bıkkın bir parça kırık korkunç umutsuz ve sakin
eve geliyorum seni buluyorum bir seviniyorum bir kızıyorum
T.U.
-----------------------------------------------
akşamları hep arka sokaklardan dönüyorum
biraz bıkkın bir parça kırık korkunç umutsuz ve sakin
eve geliyorum seni buluyorum bir seviniyorum bir kızıyorum
T.U.
-----------------------------------------------
I - Kendinden oldukça emin bir tutarsızlığı vardı. Zamanını verecek kadar yanında hissetmekten memnun, yalnızlık hissini verecek kadar yakınında hissetmek istemiyordu. Bu döngü bir köle efendi resmi çiziyordu sert darbelerle, ister istemez. Yaşanan, yaşandıkça var olduğu şeyden bambaşka hallere evrilen bu şey kaçmak-kovalamaktan çok daha öteydi. Çünkü asıl kaçan kendisiyken kovalanan da başkası değildi. Bunun farkında olması ise hiç bir “olan”ın akıbetini belirleyecek denli güçlü kalamıyor, her defasında sebebini bildiği bir kapalı çevrime kendini fırlatıyordu.
----
II - Ama o gece varlığını hissetmek için yürüdüğü tekinsiz bu yolu nihayet sonlandırmış, yürüdüğünü sandığı, hep yürüdüğünü kurtlarla hayal ettiği orman patikasını yüce bir düzlükte kurulmuş eve vardırmıştı. Ancak kurduğu gündüz düşlerinde bu evin arka kapısı ağaçlarla kaplı dar toprak yoldan olmamış da önüne boyunu defalarca aşan, koca koca kütüklerden yapılmış ana giriş kapısına açılmıştı.
----
III - Beklenmedik ve aslında bir o kadar da beklendik ve istendik bu son engellenmiş olmanın getirdiği rahatlıkla birlikte ki bu O’nun hasta yönünü besliyordu, yine de gerçek bir zemine oturmasına sebep oldu. Bunu düşündüğünde zihninde karaya oturan bir yük gemisi canlandı. Yıllardır insan eli değmemiş, yıllardır insan yüzü görmemiş.
----
IV - Bu dev kapı, yolu yürüme amacının eve ulaşmak olduğunu zannettiren bilincinin kendini aşikar eden ve gizli kalan bütün yanlarını bir kez daha kabullenmesine vesile olmuştu.
