14 Haziran 2020 Pazar

-18



Elinden bir şeyleri kaçırıyormuş gibi tedirgin, tedirginliğini gizlemeye alışkın, bu alışkanlığın katılaşmış, istenildiğinde bile dışa çıkılmasını imkansızlaştıran bir kabuğa dönüşmüş olduğunu düşünüyordum.

 İ.A.
--------------------

Bu tecrübenin hem benim, hem sokağın yaşadıklarına etkisini görmek istedim. Sakin ama işleyen bir sokak. Aydınlık. Genel geçen, gelen geçen, geçen gelen hepsi burada yaşayanlar. Yabancı görünmüyor. Ama bina kapıları, kaldırımlar ve kedilerle takılan şu sokak serserileri yabancıyı fark ediyor, yavaş adımlarla uzaklaşırken nazikçe göz hapsine alıp ''yarın burada olursan ya da birazdan yine hesaplaşırız'' diyorlar. Olsun, bunu sevdim. Akşam çöpü için diğer sakinler çıkıyor evlerden. Bu sakinler orta yaşlı sakinler. İnsanlar anca orta yaşta sakinleşiyor demek ki. Çöpe sevindim. İnsan çöpe sevinmeli mi? Az araba çok motor geçiyor. Aha çöp arabası geldi. Saat 21:47. Mahallenin en önemli işini yaparcasına ki bence yapar, homur homur çalışıyor çöp arabası. Epey gürültü yaptı. Kendime not: Çöp saatinde dışarıda olma. Çöpçüler değişiyor mu, öğren. Evlerde genelde ışıklar yanmıyor. Çöp arabasının gitmesi aşağı yukarı beş dakika sürüyor. Başka bir araba geldi, park etmeye mi çalışıyor bilmiyorum. Kornaya bastı, vitesi R'ye takıp geri geri uzaklaştı. Bu sokağa aşağıdan giriş yok yazmışken peş peşe iki araba yukarı doğru kıvrıldı oturduğum kaldırımın, oturduğum kapının önünden lastiklerini sürte sürte. Kadınların geçmek için yalnız başına kullandıkları bir sokak değil. Tuhaf biri var. Demin elinde çöple sokağın aşağısına yürüyüp, çöpsüz sokağın yukarısından geldi girdi karşı binaya. Camdan bana bakarken yakaladım, kaçtı içeri. Ya da O da beni tuhaf buldu. Bu günlük bu kadar.

4 Mayıs 2020 Pazartesi

k an




-----------------
bakma bana öyle.


cama vuran sinekleri temizleyen temizlerken üzerinden geçen silindir gibi parçalayan paramparça eden 
üzerimden geçtiler beni burada bırakarak geçip gittiler üzüldüler geçer dediler öfkelendiler ses etmediler uzak dur dediler yalnız bırak dediler anlamadılar anlatmadılar bile kimileri acı bırakıp her şeyimi aldılar
hepsi öldü ve beni yalnız bıraktılar
fırtınaya benzeyen köpüren öfkem var umudumu yarıp susturan


6 Nisan 2020 Pazartesi

y ansıma





ey aşk, yaptığını beğendin mi:

yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen
ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen-
...
anlatıyorum, hiç konuşmadan,
buğdayın içini dökmesi gibi…
... 
bugün dalgınım, dün de dalgındım
aç bile değildim aynaya bakmasaydım
dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük
gibi burdayım.

İ.T.

-------------------------


Aynaya baktığında kendi yansımasını göremeyen bir çocuk dedi: 

Selam dünya ben beni göremediğim yerdeyim. Bunun üzerine dünya cevap verir: Kendini görmüş olsaydın bile hiç göremeyecektin kendini.
Üzüntünün sesini yükseltemediği bir yer düşün. Sonsuzmuş hissi veren bir beyaz boşluk kadar yayılmış üzüntü. Sessizce ve kendi doğasına münasip yaşadığını, kadının içinde bir yerde. Zerresine girmiş, zerresi olmuş kadının. Kanıksadığın şey -işte o her neyse, o şey- üzüntü de kadının kanına girmiş. Kış sonu göç eden güzel sesli kuşların sesine benzeyen üzüntü. Geceleri çok az uykusuz duydu sesini. Üzüntüsüne yer bulamadığı yer, kadının ev kurmaya niyetlendiği yerdi. Bu ikilem sanıyorum ki, dedi karga yakında sona erecek. Kadın, içinde sessizce büyüyen üzüntüsünü de alıp gidecek

------------

alıp
git
ti.