Yaşamak çırpınmaktan farksız. Ben yarınları bugünden tanırım. O yüzden umutlarım tek tek azalıyor sanırım. Artık masallardan uzak duran çocuklardır arkadaşım. Apar topar hazırlanmış bagajım. Nefes nefese yoldayım. Bir elimde yumruk, diğer elimde tokat. Katılaşıyorum kırılganlığıma inat. Yanlışlar pahalıya patlar. Böyle çıkılır hatadan katlar. Aşınıyor insan kaya gibi, dalgası hüzünse. Düşer yaprak kendiliğinden, mevsim hazansa. Yardım etmek isterdim hayatıma, lakin anla. Tükeniyorum zamanla. Öyle kalabalık ki içim, ne de yalnız kaldı dışım. Garip kaplumbağanın evini yıktılar bir hışım. Yazım biteli epey oldu, gelen gitmeyen kışım. Şaşırmamaya alıştım, zaman geçti yatıştım.
Y.Ö.
--------
Parmak uçlarımdan donmaya başlıyorum. Çaresizliğe yakın bu hissettiğim. Telaşsız, hüzünsüz, merakı ve neşeyi yitirmenin kırık konforuyla parmak uçlarımdan donmaya başlıyorum. Kalbim kaç kere çözüldü, bilmiyorum. Kalbim kaç kere son kez attı hatırlamıyorum. Damağımda kurşun tadı iki gündür. Silinmesi güç sabıkalarım bakışımdan ele veriyor beni. Kaçacak yerim yok ve de halim. Umudumun sona erdiğini inkar edebilir miydim? Gözlerim kapalı hayatın basit güzelliklerine sığınıyordum. Uzun sürmüyordu. Büyük bir kaybı geciktirir gibi erteliyorum ölümü. Ölümü ertelediğime inandırıp iki omzumu ve kalçamı kaç yaz daha ayakta durabilirim hesaplıyorum. Kuşku ve şüphenin geçit vermediği bir gerçeğin tonlarını teker teker öğreniyorum. Eridim, dövüldüm, çürüdüm, boğuldum, yandım ve kül oldum. Olmadı. Sonsuzluğu yok edemedim. Kendime alışsam iyi ederim.
Bu iyileşmez kalple, bu bedende şimdilik keserek mavi bir damarı her gün şakağından, yaşayacaksın.
