23 Ekim 2011 Pazar
18 Ekim 2011 Salı
Akıl hastanesi duvarları
"..size,nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza(garip, tuhaf aslında)beyaz bembeyaz tabiatımla'iyiyim' diyorum.yani aslında korkuyorumbütün bunlar kıyametbütün bunlar cinnetbütün bunlar cinayet demeyebir daha düzeltilemeyecek sözlersöylemeye korkuyorum.."
Birhan Keskin
13 Ekim 2011 Perşembe
Bedensel Kodlama
Hafızadan silinse de beden unutmuyor.
Tek bir cümle ile ifade edilmesi gerekirse bazı durumların, belkide bu cümle kafidir söylenemeyen sözlerin ifade edeceklerine. Bizler yaratılış itibari ile çok yönlü canlılar olarak, yaşadıklarımızı yalnızca beynimize ve ruhumuza değilde, ellerimize, dilimize, şeytan tırnaklarımıza, yara kabuklarımıza ve dökülen kirpiklerimize kaydederiz.Benzer durumlarda karşılaştığımızda resetlenen hafızamız bize hiçbir şey hatırlatmasada, ellerimize baktığımızda eski yağmurlar yağar gökten. Bulutlar hızlı hızlı akar, başın döner. Zaman mefhumun karışır ve baktığında denize görebildiğin sadece ölmüş balıklardır. Aslında olmayan balıklar.
Sosyal hafızamızın iç organlarımızlada iç içe olduğunu göz önünde bulundurursak, artan mide asitinin bizlere birşeyler anlatmaya çalıştığını düşünmeden edemez insan.
-Ne? Nasıl? Bişey mi demek istiyorsun?-
(Cevap yok)
Dilsiz objelerle konuşmayı kestiğin günün, dili olanlarla iletişime geçebileceğin gün olduğuna inanırsın.
8 Ekim 2011 Cumartesi
İnan
Önceleri o iki kelime, belkide üç.. bir araya getirilsin de söylensin diye dört olurdu kulaklar kocaman açılırdı.Söylerkende duyarkende ne kadar büyüktü. Sanki başlıbaşına tek bir kitaptı öylece. Başka kelimelere ihtiyaç duymadan dolardı sayfalar. Öyle çoktu yani o iki kelime, belkide üç..Hem sayfalar beyazdı, hem o cümle. Yani okunması zordu görmesini bilmeyene. Ama saftı, art niyetin a’sı yoktu içinde. Söylenirkende duyarkende kalplerde çikolata şelale olur akardı, öyle tatlıydı. Gece işittiyse kulakların dolaşırdın sabaha kadar cennet bahçelerinde, gündüz aktıysa kalbinden sevgilinin kalbine o iki kelime, belkide üç.. O’nun mutluluğu ışık saçardı gününe..Nur olurdun sevgiliye. Öncesinde ve sonrasında kurulan tüm cümleler manasız olurdu, önemsiz olurdu, hani gereksiz olurdu. Kayda değmezdi, kayda alınmazdı, kayıt altında tutulmazdı. Çünkü..Tek duyulan olurdu o iki kelime, belki üç..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)