8 Ekim 2011 Cumartesi

İnan

   Önceleri o iki kelime, belkide üç.. bir araya getirilsin de söylensin diye dört olurdu kulaklar kocaman açılırdı.Söylerkende duyarkende ne kadar büyüktü. Sanki başlıbaşına tek bir kitaptı öylece. Başka kelimelere ihtiyaç duymadan dolardı sayfalar. Öyle çoktu yani o iki kelime, belkide üç..Hem sayfalar beyazdı, hem o cümle. Yani okunması zordu görmesini bilmeyene. Ama saftı, art niyetin a’sı yoktu içinde. Söylenirkende duyarkende kalplerde çikolata şelale olur akardı, öyle tatlıydı. Gece işittiyse kulakların dolaşırdın sabaha kadar cennet bahçelerinde, gündüz aktıysa kalbinden sevgilinin kalbine o iki kelime, belkide üç.. O’nun mutluluğu ışık saçardı gününe..Nur olurdun sevgiliye. Öncesinde ve sonrasında kurulan tüm cümleler manasız olurdu, önemsiz olurdu, hani gereksiz olurdu. Kayda değmezdi, kayda alınmazdı, kayıt altında tutulmazdı. Çünkü..Tek duyulan olurdu o iki kelime, belki üç.. 



Hiç yorum yok: