Sonbahar..Solgun bir gül zamanı..Amar orada doğdu.Ve o gün..Bombaların ve kurşunların birer kurşun asker olarak şehirleri ateşe verdiği gün, oradan ayrıldı.Mostar köprüsünde oyuncaklarını ve oyun arkadaşlarını bırakıyordu.Gözyaşlarının hiç bitmeyecek kadar çok olduğuna inanıyordu artık.Ağlamakla insanların ölmeyeceğine inanıyordu.Çocukların ölümlerine tanık olan kurşunlar ne yamandı.Ateşten gömlekler dağıtılıyordu sokaklarda..Amar şimdi İstanbul'da yaşıyor.Düşlerinde büyütüyor Bosna'yı.Hiçbir kurşun vuramıyor düşlerini.Mostar, hergün bahara taşıyor Amar'ı.Amar'da düşlerin gerçek olduğuna inanmak için Mostar Köprüsü'nü resim defterine çiziyor, camlara çiziyor, küçücük maketler yapıyor..Ama her defasında düşlerinden çığlıkla uyanıp annesine sığınıyor. ''Evimize ne zaman döneceğiz anne? '' diyor. ''Ne zaman döneceğiz? Bu evler bizim değil ki..'' Ne İstanbul, ne güvercinlerin söylediği huzurlu şarkılar avutuyor Amar'ı.Ne de annelerin sevgi dolu yürekleri..Ne de bahar, ne de yıldızlar..Amar'ın düşlerinde hala, defalarca kurşunlanan küçücük çocuklar, adamlar, evler, köprüler var.
Şubat 1994 - Mostar Köprüsü Düşleri / Yusuf Çağlar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder