Yeryüzünde hiç tecrübe edilmemiş bir yaşantım olsun istiyorum.Belki de yaşamak için, yani demem o ki dünyaya gelmek için, bir kaç milyar yıl geç kalmış olabilirim.Bu nasıl bir mantıktır diyor duyanlar.Gerçekçi olmamakla hüküm giymekteyim, oysa onlar gerçek sanıyorlar öylesine yaşamayı ben ise ölesiye yaşamak istesemde olmuyor işte.Çünkü herkesin konuştukları, herkesin görüp duydukları ve en kötüsü ise herkesin hissettiklerinin ayniliği benim tüm bunlara olan yakınlığımı dünyanın tüm uzaklarından da çok öte uzak ediyor.Oysa durup bir düşünsem, Allah’ın herkese aynı dudaktan ve işleyen dilden vererek bunu birde beyin denilen organın takviyesiyle yine aynı şekilde kullanmaları çokta anormal değildir.Çünkü bu yaratılıştan böyledir.Ama ben bu uzuvların işleyişlerinin biliş ile birleşmesinden doğan duygulanımın düzeylerine dair artış ve azalışların yoğunluğunun hiçte sahih bulmadığım kıyaslarla tabir edilmelerine karşı çıkıyorum.Hmm, yine karışık oldu sanırım.Bu kendi labirentimde kendimi kaybetmem gibi birşey olsa gerek.
...
Kardeşim tek elle arabasını park edemediği için telefonu kapatması gerektiğini söyledi.Demek ki hayatta en basit işleri dahi yaparken bir şeyleri yapmamaktan feragat etmek zorundayız.Birşeyleri alırken bu aynı zamanda diğer şeyleri almamayı tercih etmek demektir.İşte bu insanevladının hayatının temelini oluşturan bir kaide olmakla birlikte bir o kadar da yeis duymaya sebeptir.Çünkü bizler bazen tercih ederken sebeplerimizi bağladığımız cevapların içi boş lakırtılar olduğunun farkına varmayız ki genel de fark ettiğimizde tercih edilmeyenlerin -kayıpların- ardından öküzün trene baktığından daha boş gözlerle bakarız.Sürecek eşşeklerimiz yoktur çünkü artık bu devirde, bizlerde kaçırılan pazarlara üzülmemeyi yeğleriz neticesinde.Boş gözlerimizin içini zamanla hüzünler doldurur.Çünkü hüzün en çok boşlukları doldururken işe yarar.İşte o kadar elzem işte o denli hazırdır var olmak için yeniden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder