23 Haziran 2014 Pazartesi

Pay

Yorgunluğumu da alıp sonsuz olan karanlığa gömülmek istiyorum. Hiç bu kadar yorulmadım ben insan olduğumca diyorum. Dediklerimi ruhum işitse de zihnim anlamakta zorlanıyor. Açık durmakta zorlanıyor gözler, konuşmakta zorlanıyor heceler, zorlanıyor insan olmaya bedenim. Yaşamım bir dizi akıl erdirme, çabuk büyüme döngüsü. Her gün büyüyor ama hiçbir gün yetmiyor ne yaşım ne yaşadıklarım. İçimden geçenleri soranlara bir içim olmadığını anlatmak istiyorum. Olmuyor. İnsanlık yetmiyor, nefes yetmiyor, uyku yetmiyor, gündüz yetmiyor. Halıları kaldırmadan, pencereleri açmadan, bir dilim ekmek ve ılık süt içmeden geçiyor günler. Anlamaya çalışıyorum bir hakikati. O hakikat ki nicedir insanlar ile beni ayrı düşürdü. Şimdi düştü bir düş günüme ve vardım sandım gerçeğe. Önüm sıra gelen yalnızca insan bencilliğini tanımlarken kendimi kaybedişim. Susmak, ölene kadar susabilmek. Bana kalan bu olacak.


17 Haziran 2014 Salı

Ve tanrı amortisörü yarattı

Yaşamak zorunda bırakıldığımız bu hayvani dünyada, insan yaşayamasın diye elinden geleni yapan insanlar var. Matkap icat etmişler, inşa ettikleri duvarları delerler. Allah'ın toprağını iş makinesi ile deşerler. Lüks arabalarının sirenlerini kesmezler. Küçücük beyinleri ile bizi beğenmezler. Hep bağırır çocuklar, dinlenemez kadınlar. Beyni körleşen, usuna geleni konuşan, sıfır düşünen hep carlayan insanlar var. İşte bunlar hep boşuna sabır. Benim burada ne işim var?


12 Haziran 2014 Perşembe

Geleceğe Mektup

Aklın kara, karanın ak bağladığı günler günce tutulmaya en değerleri. Bitince keder her şey gibi, biz kalacağız metanın ardından mezar dahi olsak. O zaman hatırlanır edilen zulüm o zaman hatırlanır çekilen eza. Kalbi kararmış olanda, kalbini kin saranda o zaman okur bunları. Kalbimden çıkan duam odur. Budur anlaşılmayı istenen doğru. Budur hakikat. Unutulmasın bugünler. 
Rabb güç yetiren, kalplere hükmeden tek nizam maliki. O'dur sahip, O'dur emanetçi. Sev bizi, sevdir kendini.


10 Haziran 2014 Salı

Bakım Onarım

Tarihin eskimiş o şehrinde, kalbimi parçaladım.


Akarsular geçerdi sesinden sustukça, öyle güzeldi. Güneşin ısıtmadığı bir oda vardı, henüz yetişmemiş bir kız çocuğu. Gözüyle görmediğine iman etmesi gerekirdi kurtuluşu için. Ruhunu göremiyordu belki, ama can çekiştiğinden emindi. Zaman sonra inancı acıyla tazelendi. Dimdik olması her gece ölmesine engel değildi. Engel olamadı binalara, uçak biletlerine, kırmızı giyen kadınların dünyasına, konuştukça batan insanlara engel olamadı.
Şimdi neye sebep bilemediği bir özlemle yalnız. Özlem yazıp da yazamaz gerisini. Bilirim. Dinlenmenin, geçip gidecekmiş gibi yapan yılların unutmaya eş değer olmadığını bilirim.