30 Ekim 2015 Cuma

Son


Günler nereye gidiyor?
Yaşanmış ne varsa daralarak iğne deliğinden geçiyor.
Yırtıcı hayvanlar gibi heves, evcilleşmeden maktul.
Böğrümde zararlı otlar.
Süründürüyor. 

Uykunun kendinden habersiz odalarına geçebilmem için bilincimi askıya almam şart. Kurallardan ve koşullardan: hoşlanmam. Yekpare sıkıntıyım. Bilinsin. Herkesin uykusuzluğuma borcu var. Kapanan göz kapaklarımın perdesinde akıp giden suretlere alıştım oysa. Çığlığını genzime simsiyah akıtan kel kadınlardan korkmuyorum. Karanlığın tam olarak neresinde durduğumdan kuşkulu, kollarımın baltalanmış söğüt gövdesi gibi iki yana düşmüş cansızlığına kayıtsız yatarken, bir son istiyorum. Bir son.
  


22 Ekim 2015 Perşembe

Ora k



Kendimi emin adımlarla, geçiyorum. Emin olmak kaygıya mani değil.  Olduğumu zannettiğim kişi, defnedilmesi elzem bir cesetten hallice. Romantik değil geçmiş. Sabah olduğunda yerden kabaran sisin kaburgalarımın altına gürültüsüz yerleşmesini anımsıyorum. Kavşaklarda tekleyen otomobiller, ezilmekten arsız kaldırım taşları, ara sokakların bezginleri. Uyku bölen tren sirenleri, sirenlere aldırmayan o mezarın ölüleri. Hepinizi anımsıyorum. Ve fakat yarım kalan film, kaldığı yerden devam etmez. Sözleri sinelerine kilitli kadınların intikamı alınmamışken henüz, ıhlamurların kokmaya hakkı yoktur.