29 Eylül 2016 Perşembe

Tünel


Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalmış biri için dünyanın kendisi kötü bir düştür.
S.P.

Gözlerimi sımsıkı yumduğumda görünmez olduğumu sandığım zamanlar vardı. Gerçeği inkar etmenin romantik bir yolu. Oysa gerçek hiç romantik değil. Katı, bükülmeyen bir hammadde, hem de bulaşıcı. Onun karşısında tek yapılması gereken sakin kalmak. Paniklediğin anda seni yutan bir karadeliğe, yıllarca zindanda aç kalmış yedi başlı bir ejderhaya dönüşüyor. Kaldı ki ömrünü dört duvarla geçiren biri için realite içinden çıkılamayan, çıkılamayacağına inandırılmış korku tünelinden başkası değil. Sakin kalıp bu tünelden çıkmam gerek. 

24 Eylül 2016 Cumartesi

Not


Kendimi koşu yolu olmayan bir dünyada yaşayan bir yarış atı gibi hissediyordum.
S.P.

Boğulmasan da santim santim, yavaş yavaş boyunu aşan sular tarafından çepeçevresin. Nereye uzansan şimdi kendine değiyorsun. Yapayalnızlık. Şunu iyi bilmen gerekir ki bazen sular altında kalır ve bundan kaçamazsın. Burun deliklerin saniyelik kıpırdanışlarla yüzeye çıkıp hayatta kalabilmen adına kirlenmemiş hava solumak için kıvranıyorlar. Gensizini yakan bir tadı var bu suyun. Aysız ve yıldızsız bir geceye hapsolduğun için suyun rengini bilmiyorsun. Çığlığa dönsün istediğin kelimeler suya usul usul hava kabarcıkları olarak yayılıyor, ziyan oluyorlar. Nereye dönsen kendine değiyorsun şimdi. Burası ıslak ve tenha. 

Ama diye sesleniyor, bir kulaç daha diyor için, gayret.. Kopsa da kolların, ciğerlerine sular dolsa da, nasıl ve ne zaman geldiğini bilmediği yarı bataklık, kuşların dahi üzerinden uçmadığı bu gölden çıkacaksın. Zor. Ama imkansız değil.

20 Eylül 2016 Salı

S oluk



Yalvarırım beni dünyaya bulaştırma.

Kalbim delik. Zayıflığını görmezden gelebilir olsun der güçlenmesini beklerdim belki. Ama benim kalbim delik. Durulmayan bir kafa diyorlar adıma. Her gün bir başkası gıyabımda, derimin dışında, gözlerimin bile değmediği yerlerde isimler koyuyor bana. Ben diyorum ki hayır benim kalbim delik. Bütün hikayem bu.

12 Eylül 2016 Pazartesi

Koridor


beni siz yarattınız ben sizin kıymetli eşyanız
eriyip çığlığa dönüşen
S.P.

Görüntüler de sesler de bulanık. Var diyemeyeceğim kadar yoklar. Hatırımda silik bir akşamüstünden döküntüler var. Enjektörler, cırt cırtlı perdelerin kapanma sesleri, naylon bardaktan taşan suyun yere dökülürken yarattığı huzursuzluk, sigara dumanının havalandırmadan taşan kısmı, son telefon görüşmeleri, koridor boyunca omuzları yerde yürüyenler, uyku hapları.. Daha sayarım ama ne gerek var? Yaşananlar bir kibrit kutusunda artık. Ve ben ilk yangında can vereceğim. Yardım edin; demek isterdim. Demeyeceğim.