25 Ekim 2016 Salı

Buz


Allah'ım, Allah'ım bana yeni kelimeler, bana bir parça uyku, bana bir parça cesaret, bir parça senin ruhundan üfle. Allah'ım bana da bir inşirah.
T.T.

Nereden başlayayım söze. Hem söz mü kaldı. Buz kestim. Susma vakti diyorum kendime, dilim kanıyor. Dilimi paramparça eden sözler duyuyorum, ne söylesem ölü bir kuşun leşinden farksız. Yüreğim nasır değil henüz bilinsin. Yüreğim ölü bir kuşun yüreği kadar halsiz. Kaygan bir zeminde kendimi ayık tutmaya çabalıyorum. Ağlamamak imkânsız, gözyaşları isabet etmiyor bu kez. Benim kalbim nasır değil diyorum içimden yüzlerce kere. Çok uzak bir yere savruluyorum. 

21 Ekim 2016 Cuma

Deri n


Sırt üstü kıvranan bir böcek hayal et. Ayakları zemini ararken antenleri kırılan.


Kadın kendini bildiği günden beri yüzeyden çok derinde bir yerde yaşıyordu. Bütün canlılara birer siluet halinde bakıyordu aşağıdan. Ama yine de iyiydi burası. Tanışıktı, alışıktı. Kendince cevapları vardı sorulan sorulara, bitmeyen baş ağrıları bir de. Ama şimdi sırt üstü kıvranan o böcekten farksızdı hali. Daha derini gördü, daha derine gitti. Kadın burada nasıl nefes alınır bilmiyor, oksijen sandığı her zerre ciğerine saplanıyordu. Başaramamaktan korkmak bir yana bu derinliğin güzelliğine karşı yetersiz kalmaktı onu ürküten. Kadın anlayamıyordu. Kadın boğuluyordu.

bu yazının şarkısı yoktur.

16 Ekim 2016 Pazar

Z aman


diledim dünyaya fena inanmış bir yüzüm olsun
kendimi seninle öldüreceğim dediğim feci bir kalbim
S.K.

Burada çürüyorum. Dallarım köklerinden hesap soruyor. Gözyaşından olma bir selin içinde kalmış fidanım ben. Sabır, zaman, sabır, zaman. Mütemadiyen bunları duyuyorum. Köklerim yorgun. Köklerim sabır ve zaman dilemekten çok yorgun. Bırakamıyorum.

8 Ekim 2016 Cumartesi

K ara




insan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında. ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, dedi.
Bana Bir Şeyhler Oluyor


Çok yağmur yağıyor ve benim kanatlarım kendilerini taşıyamayacak kadar ağırlaştı. Düşmedim. Evet uçuyorum ama bilmediğim bir gök burası. Bildiğim her şeyi ardımda bırakıp sevmediğim bu şehre geldim. Kitaplarım, rutubet kokan merdivenlerim, bozuk kaldırım taşlarını, garip sesli o kuşu, kendimi özgür hissettiğim tüm o yolları ve insanları bırakıp, kuru, kapkara, yalnız ve uyuyan bir şehre geldim. Tarihe geçsin. Sudan çıkan balık yaşar mı? Düşmemiş kuş nasıl hala uçmaya devam edecekse bu balık da burada yaşamayı öğrenecek. Çıkarı yok.

1 Ekim 2016 Cumartesi

Dayan


Suya hasret çöllerde beyaz güller biter mi?

Göğüs kafesini önce mengenede sıkıştıran, sonra dipsiz sularda boğan ardından ayazda bırakıp donduran, ciğerine kadar işlemiş bir şarkının tesirindesindir. Durmadan titrersin, duduramadan titrersin. İçindeki fırtına kör kurşunla dinmez çünkü. Gözlerin ağlamaktan, dudakların konuşamamaktan şişmiştir. Bütün bedenin, kalbine odaklanmış acısına üzülürken uykusuz geçen gecelerin sayısı artmakla kalmayıp gündüzleri de uzatmaktadır. Uzayan gündüzler ve uzayan geceler vardır artık. Kalbin gücünü korumaya çalıştıkça dışarıdaki kıyamete yenik düşmekten korkar.. Bu kadarı fazla dersin, bu kadarı çok fazla. Duyduğun son ses, kendine iyi bak. 

---------------

Ne olur dayan..