6 Ağustos 2017 Pazar

ah


Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler 

A.T.

------------------------------

Bir dağ yamacıyım, sessiz akan bir ırmak.

Yıllardır alışığım kendime ve yıllardır kırık bir kemik bu kaynamayan. Veda ettim sandım buralara, çok cahil buldum kendimi. İnanmaya ne kadar aç olduğumu kendimle yeniden karşılaştığımda anladım. Kimse değişmez. Kimse kimseyi gerçekten sevemez. Kimse kendini bilemez. Durup bakıyorum şimdi karanlığın içinde düştü düşecek sallanıp duran yaz yapraklarına. Kızarmış, ona can verip su taşıyan kanalları kurumuş, baharda sabırsızlıkla çatlatan tohumu, o yaprağa bakıyorum. Gözlerim biraz yorgun. Aynaya bir kez olsun bakmasaydım ömrümce tanımazdım kendine düşman bu kadın kim. Eğer aynalar olmasaydı diyorum yapraklarda düşmezdi. Küçükken derdim, ben nereden geldim. Şimdi diyorum, gidecek yer neresi. Gözlerimi kapadığımda tırnaklarımı kırıp da kendimi içinden sevinç ve hayretle çıkarttığım kuyuyu görüyorum. Hani şu yıllarca ve yıllarca bir yere çarpmaksızın ciğerlerimde nem ve korku dolu düşüp durduğum kuyuyu. Bu kez düşmüyorum. Bu kez düştüm. İşte burada, ellerimin altında kıpırdayan, yumuşak ve iğrenç solucanların üzerinde, gözlerim aside bulanmışcasına yanarak, ayak parmaklarım kesilmiş halde yatıyorum. Ilık yaz akşamları, sıcak gündüzler ve hastane odaları yürüyor önümden peş peşe. Gözümden yaşlar, boğazımdan düğümler, kalbimden kalbini kemirdiğim insanlar, insanlar, insanlar.. İmrenirdim, gizlice izlerdim o insanları.. Ben çizgisi yamuk çekilmiş bir defterim, ben olgunlaşmadan düşen nar, ben defolu diye indirimdeki etek, ben herkesin izlediği ama kimsenin yanaşmadığı o dalgalı denizim.


Yalnızlıksa öyle, öyle olmalı. 
Ben olamıyorsam, yalnızlık olmalı.