Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
A.T.
A.T.
------------------------------
Bir dağ yamacıyım, sessiz akan bir ırmak.
Yıllardır alışığım kendime ve yıllardır kırık bir kemik bu
kaynamayan. Veda ettim sandım buralara, çok cahil buldum kendimi. İnanmaya ne
kadar aç olduğumu kendimle yeniden karşılaştığımda anladım. Kimse değişmez.
Kimse kimseyi gerçekten sevemez. Kimse kendini bilemez. Durup bakıyorum şimdi
karanlığın içinde düştü düşecek sallanıp duran yaz yapraklarına. Kızarmış, ona
can verip su taşıyan kanalları kurumuş, baharda sabırsızlıkla çatlatan tohumu,
o yaprağa bakıyorum. Gözlerim biraz yorgun. Aynaya bir kez olsun bakmasaydım
ömrümce tanımazdım kendine düşman bu kadın kim. Eğer aynalar olmasaydı diyorum
yapraklarda düşmezdi. Küçükken derdim, ben nereden geldim. Şimdi diyorum,
gidecek yer neresi. Gözlerimi kapadığımda tırnaklarımı kırıp da kendimi içinden sevinç ve hayretle çıkarttığım kuyuyu görüyorum. Hani şu yıllarca ve yıllarca bir yere
çarpmaksızın ciğerlerimde nem ve korku dolu düşüp durduğum kuyuyu. Bu kez düşmüyorum. Bu kez düştüm. İşte
burada, ellerimin altında kıpırdayan, yumuşak ve iğrenç solucanların üzerinde, gözlerim aside bulanmışcasına yanarak, ayak parmaklarım kesilmiş halde yatıyorum. Ilık yaz akşamları, sıcak gündüzler ve hastane odaları yürüyor
önümden peş peşe. Gözümden yaşlar, boğazımdan düğümler, kalbimden kalbini kemirdiğim
insanlar, insanlar, insanlar.. İmrenirdim, gizlice izlerdim o insanları.. Ben
çizgisi yamuk çekilmiş bir defterim, ben olgunlaşmadan düşen nar, ben defolu
diye indirimdeki etek, ben herkesin izlediği ama kimsenin yanaşmadığı o
dalgalı denizim.
Yalnızlıksa öyle, öyle olmalı.
Ben
olamıyorsam, yalnızlık olmalı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder