19 Ocak 2018 Cuma

Deri n


Anlatıyorum hiç konuşmadan. Buğdayın içini dökmesi gibi. Bugün dalgınım, dün de dalgındım. Aç bile değildim aynaya bakmasaydım. Dünden kalan yemekleri yerkenki gönülsüzlük gibi. Buradayım.

İ.T.

----------------

Bir de ne göreyim? İçimde hala duruyor sulu, kanlı, kir dolu yaralar. Çok mu dramatize? Bugün ilk kez içime keşke indi, bugün ilk kez yılların ardından baktım. 19 yaşım, merhaba. 

Hayat değiştirmeye gücümüzün yetmediklerinden ibaret. Bir de şu; İnsan içinde yaşarken o an ki şimdiyi, asla bilemeyecek neden yaşadıklarını yaşadığını. İnsanın kendisiyle arasında her zaman bir boşluk kalacak. Ruhunun tenine değmediği yerde geçecek ömür. Gün gün seneler. Sonra bir gün bir şarkıda dank edecek tüm mana. Tebessüm silinip dudaktan, zamanın akış yönüne hayıflanacak, yaşamayı bir kez daha, bin kat daha az ciddiye almalara baştan başlayacaksın, daha çok susacak, daha çok yazacaksın. Çünkü bugünün idraki ne şimdiye yetecek, ne geçmişe tesir edecek, ne de gelecekten haber verecek.

Diyen demiş ya, olacak olan oluyor. Bir damla yaş, eski dostların özlemi, sarı aspiratör ışığı, hüznü boynuna ilmek bir genç kız, annesine küsmüş bir genç kız, pembe ve mavi plastik bardaklar, pişen, taşan, susan, kızan kahveler, iç çekişler, ahşap kapı, yün kilim, müzik kutuları, küçük notlar, yalnız bir kadın, yalnız bir adam, köşe başında çiçekçi, saksıda solan çiçek, mart ayında mimoza, baharda papatya.


Nasılı mı kaldı, olacak olan oldu.

5 Ocak 2018 Cuma

h ayır



Sor boş duvarlara.
C.E.

------------------------------------

Kelimeleri bırakıyorum bırakıyorum bırakıyorum.

 Düşüncemde dönüp de duran kabalığı suçlu hisseden yanlarımı hissetmeyen o hiç hissetmeyi bilmeyen yanlarımı üç gece üst üste uyutmadığım gözlerimi kırmızı ruju hiç sevmeyen ağzımı badanası yeni bitmiş duvarda çıkan parmak izlerimi parmaklarımın sevdiği çiçekleri kedi tüylerini yıkanmış maruları yıkanmamış marulları üst üste katlanmadan yığılı kıyafetleri çırpılmaktan bıkmış kilimleri tekrarlanmaktan bıkmış kitapları hayretle bana bakan gözleri adalet duygumu adalet duygumu bir daha adalet duygumu eskici de alınmayı bekleyen mermer sehpayı uzak yollardan gelen otları hastane odalarını hastane koridorlarını bir şey olmayı ve bir şey olamamayı e yani her herrşşeyi bırakıyyorum


Hadi şimdi bir söz duyayım, dik bir yamaçtan kör ve sağır bir kadına ait saç telini göreyim sonra tamam diyeceğim. Hala inanmak istiyorum dese de içimden, elimde kör bir bıçakla kurban edeceğim onu. Sonrası derin bir nefes ve yeni yol. 

Olur mu, olur. Olmazsa olmaz.