29 Haziran 2018 Cuma

man o to



hayat hep tuhaf bir yapışkanlıkla kaldı boynumda
dedim kırk sesle yıkansam da gitmez kalbimden sesin
ben dik gölgem kambur
bu leke başka

S.K.

------------------

Çok uzun geldim. Çok uzun. Yaşım kadar her gün çarptım kendimi, hırpaladım kendimi, tırmaladım ve darmaadağın yaptım kendimi yola. Esef içindeyim. İçimden 5 yaşımdan beri, içimde çok eski sesler işittim. Uğultular yükselttim hep inim inim. Hep bir senin sesini işittim ateşlendiğimde. Özür dilerim anlamadım. Ben anlamadım özür dilerim, ben nasıl yürüyecektim bu yolu bilemedim. Hep elime bulaştı bir şeyler, ıslak, kuru, soğuk bazen kan ve bazen göz yaş, bazen banyo zemininde ben yapamıyorum diye ağlayan bir kadının teri; dendi. Sarı koltuk takımları, ahşap mutfak dolapları, ekmek kırıntılarının içine kaçtığı yemek masası, yıkamadaki halılar, yağmur giren balkon, balkonda kiraz, bahçede ortanca, kapıda kedi, herşeyy ve heppsi, o evin biraz da rutubet kokusu, ceviz ağacı, ceviz ağacının yeşili mutfakta, ömür boyu müebbet oldu titreyen ellerime. Geçmedi titremesi. Sanıyorum geçmeyecek de.

Şimdi yürüdüğümüz 
çoğunu birlikte ama 
sana azap ve bir süredir ayrı bu yolları 
senden kar yağan gecelerin senden uykumdan hıçkırıkla uyandığım gecelerin senden ellerim tutmazken ve saçlarımı keserken ağladığım gecelerin uzunluğunca 
gönül ferahlığı ve neşe ve bir de cennet bahçesi gibi geri yürümeni geri hatırlamamanı 
vicdanı hür bir şekilde huzura varmanı diliyorum. 

Şah damarım zonkluyor, buzlu bir cam kırıldı demin. Soluğum yavaşladı. Kemiklerim kırıldı demin. Ben yakışmadım, sen güzelsin. Hep güzel kalacaksın.