hayat hep tuhaf bir yapışkanlıkla kaldı boynumda
dedim kırk sesle yıkansam da gitmez kalbimden sesin
ben dik gölgem kambur
bu leke başka
dedim kırk sesle yıkansam da gitmez kalbimden sesin
ben dik gölgem kambur
bu leke başka
S.K.
------------------
Çok uzun geldim. Çok uzun. Yaşım kadar her gün çarptım kendimi, hırpaladım kendimi, tırmaladım ve darmaadağın yaptım kendimi yola. Esef içindeyim. İçimden 5 yaşımdan beri, içimde çok eski sesler işittim. Uğultular
yükselttim hep inim inim. Hep bir senin sesini işittim ateşlendiğimde. Özür dilerim anlamadım. Ben anlamadım özür dilerim, ben nasıl yürüyecektim bu yolu bilemedim. Hep elime bulaştı bir şeyler, ıslak, kuru, soğuk bazen kan ve bazen göz yaş, bazen banyo zemininde ben yapamıyorum diye ağlayan bir kadının teri; dendi. Sarı
koltuk takımları, ahşap mutfak dolapları, ekmek kırıntılarının içine kaçtığı yemek masası, yıkamadaki halılar, yağmur giren balkon, balkonda kiraz, bahçede ortanca, kapıda kedi, herşeyy ve heppsi, o evin biraz da rutubet kokusu, ceviz ağacı, ceviz ağacının yeşili mutfakta, ömür
boyu müebbet oldu titreyen ellerime. Geçmedi titremesi. Sanıyorum geçmeyecek de.
Şimdi yürüdüğümüz
çoğunu birlikte
ama
sana azap ve bir süredir ayrı bu yolları
senden kar yağan gecelerin senden
uykumdan hıçkırıkla uyandığım gecelerin senden ellerim tutmazken ve saçlarımı
keserken ağladığım gecelerin uzunluğunca
gönül ferahlığı ve neşe ve bir de cennet
bahçesi gibi geri yürümeni geri hatırlamamanı
vicdanı hür bir şekilde huzura varmanı
diliyorum.
Şah damarım zonkluyor, buzlu bir cam kırıldı demin. Soluğum yavaşladı. Kemiklerim
kırıldı demin. Ben yakışmadım, sen güzelsin. Hep güzel kalacaksın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder