29 Mayıs 2024 Çarşamba

b ağ


eğri büğrü bakar oldum boyunbağı takar oldum şaşkın oldum sakar oldum ikide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum şunca yıl karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum

A.B.

--------------------------

zihnimi ıstırabın boynumu sımsıkı sarmış, ıslak ve kaygan derisinden pul pul sıyırmak için debeleniyorum. bunu bilmem gerekirdi. debelendikçe debelenmeye devam edeceksin. durdum bundan. leyla burnuyla hafifçe dürttü sol uyluk kemiğimden. biçim ve maddesini henüz tam idrak edemediğim, uzaktan yani uzak sayılmasa da o çitin ardından gözlerimi şahinden yuvalarına dönmesi için çağırıp bir kısa, keskin ve ciddi olduğu bariz çığlıkla önceden olanları sonradan olacağını zannettiklerime kimsenin görmeyeceği zanlarla sıkıca bağlıyorum. --- 

anı yalnızca anı, bir anı bütün veçhelerinden kurtarıp ışımasını karanlığın içinde istedim, istiyorum. istiyorum, yokkk yok hayır istemiyorum, istiyordum ama artık istemiyorum, istemek istemiyorum, istemiyoristemiyoristmiyor ve ne oluyorsa oyunun bir yerinde istemek istiyorum. ben de istiyorum demek istiyorum. ---- 

tiz bir çınlamayla araladı gözlerini kadın, hani hatırlarsın kuyudaki, suların dibindeki ve suyun üstünde şişmiş kalmış zamanında vardı bedeni. evet o kadın gözlerini araladı. olduğu yerde vardı. var olduğunu var olduğununun farkında olmasıyla biliyordu. var olduğunu bilen kadın etrafa baktı. oh çekmiş olmaya benzeyecek bir devinimle zerre zerre yanan neon ışık tanelerinin parlaklığı arttı. insan olmaktan geçmiş, bitmiş, gelmişti. nereye geldiğinden bağımsız, bedenden bağımsız, bütün kurgunun dışında, varlığının sadece var olduğu bilgisiyle öteki zerrelere doğru aktı. ---- 

uykudan uyandım. uykudan uyandığıma yemin ederim, demin uyuyordum işte şimdi uyandım. şimdi, şu an bu tuşlara biraz da hırsla basarken, uyandığımdan eminim. ----- 

bir anda tuşlara basan eller, bir anda ışık selinde süzülen kadın aynı kara ekranda dolanık biçimde, mevcudiyetimdeki uçuruma düşüyorlar. ---- 

bir kaç nota duyuyorum, önceden kuyuya düşen ben bugün parmakları dünyaya ait bir kadınla sarmaş dolaş biraz, biraz nefret ederek birbirimizden düşüyoruz. bu kuyu değil. bu sonsuzluğu idrak etmesi için benliğimin tabi tutulduğu uzun bir sınav olacak. sorusu olmayan, uyduruk şu kelimelerin hiç birine yer olmayan, olmanın deneyimini dayatan bi sınav. ben bunu sevdim. heh evet ben bunu sevdim diyeceğim, bundan eminim. bir elim renkleri keşfedecek, kalçalarım sevmeyi. dilim sesi kullanacak, ciğerlerim bağımlılıkları sevecek, ağzım konuşmamayı. bu hep böyleydi değil mi Vioanuy? onaylıyor beni çirkin mi çirkin suratıyla. ----- 

100'den geriye geri saydığını düşünmekten başka bir şey düşünmeden geri saymaya başlıyorum. 100, 99, 98, 97... 88,87....0. sıfıra varıyorum. yani hiç. hiç olmak için önce olmam gerektiğini her geçen gün derinime fısıldayan uzun kuyruklu, kambur ve kulaksız bir iblis tarafından öğretiliyorum. eyvallah. kabul ediyorum.  

dinle yavrum

Hiç yorum yok: