size,
bu odanın alacakaranlığından,
okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
tenimde kalan tuzundan ve
yastıklarda kuruyan gözyaşından
hiç bahsetmedim.
B.K.
------------------
Selam karanlığım. Bugün artık elinden tutmasam da kendi pençelerin, dimdik omurganla, öfkenin sıcağından vazgeçmiş, yaratabildiğin tüm zamanların hatırasını koyu kızıl memelerinden sarkıtan olgun bir yarasa oldun. Gurur duydum.
Seni rahmimde büyüdüğün için sevecek değildim. Rahmimi
de seni de sidik ve arpa kokan dik bir ara sokakta, bu zamana ait olmayan bir
cumbanın duvarına mıhladım. Kendimi de sevecek değildim. Ben sevgiyi akreple
yelkovan arasında yakalayabildiysem eğer yani yakaladığımı sandıysam, yani
yakalamak demeyelim de bulduysam, sevgiyi çelik bilip saniyeler ve dakikaların eliyle gırtlağımdaki
çaresizlikte biledim. Evet bunu yaptım. Sen küften yapma korkularını, girilmez
bir mutfağın yapış yapış zemininde şeytandan çaldığın topuzuna sarıp sarıp suratımı
paramparça edene kadar durmadın.
Kurutulup önce senden, seni sevip sonra ve sonra doğmam için bu kez senin dölünden gözlerimden, solungaçlarımdan, tırnaklarımın etime değdiği yerlerden simsiyah toprağa çivilediğin zamanların merhametine sığınarak kucakladım seni.
İşte sevgilim, işte karadeliğim, işte benim göz çukurumdaki bir dirhem kan pıhtım. Zaten yokken ben, seni böyle görkemli var ettiğim için kendimi sevmeye meylettim. Sevgimi ayazın soğurduğu bir vadiye emanet edip boğuk sesimle mırıldandığım sözlerin büyüsünü büyüyen ayın gücüyle ve bilirsin kan gerek bu işlere, akıtıp eskiyen damarlardan, rüyama bulaşan kayalıkların içine sıvayacağım. Seni ve kendimi korumak için. Seni, kendimden korumak için.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder