Bir kova, bir deniz, bir Musa
Bir seyyah, bir ovaBir şeyh, bir şeyhAl beni, vur beniYak beni, yık beniLambalara koy beniCin çık, cin çıkİ.S.
Bir kova, bir deniz, bir Musa
Bir seyyah, bir ovaBir şeyh, bir şeyhAl beni, vur beniYak beni, yık beniLambalara koy beniCin çık, cin çıkİ.S.
İ.Ö.
------------
Yaşam bazı günler tatlı-serin bir sürüngen gibi kıvrılarak uzanıyor kasıklarımdan. Zarafetini sererken acelesiz iki göğsümün arasına, kulağıma ne zaman öğrendiğimi bilmediğim bir dilde belleteceği sihirleri fısıldıyor tane tane.
Bu yaşamı su olup kucaklaman için, bu kayaları bağrına basman için, bu aşkı arayan olmaktan çıkıp aşka her gün dalman için, bak buna dikkat et, bu kendini aynalarda araman için, aynaları kendine tutmak değil yavrum, aynadan geçip de olman için. Dinlerken sözlerini gözlerim gökte, birden anımsıyorum yaşlı büyücünün avuçlarındaki izleri.
-Bak bu yollar hep sana çıkacak, korkmayasın.
vazgeç ahmak bu ne haldir diyorlar.
ne varmış şu halimde, insan olan halden anlar.
bana şaşkın bakıyorlar, onları da anlıyorum.
y.ö.
--------------------------------------
aklımda çöreklenmiş güçlü bir cin var. canını ben verdim, suladım onu yıllarca. filiz, filiz, bak yeşerdi. kimdi hiç bilmedim, dert ortağı bildim yıllarca. önce gözyaşı oldu adı. ısıttı sandım, ıslattı toprağı. sonra azap oldu, sesimi bozdu, gözümü oydu, korkumdan kör oldum. sonra yalnızlık oldu adım. şimdi olduk dedi. sen ve ben. kimse giremez aramıza. basit geliyor değil mi? yalnızlık.
tek kelime. aklımın içinde bir deliyle yaşıyor, küfür kıyamet, eziyet, hakaret.. yaşamayacaksın sen diyor. sen, yaşamayacaksın! gülmeyeceksin, sevilmeyeceksin, benden başkasını sevmeyeceksin! yapayalnız benim esirim olacaksın.
herkes gülüyor, sarılıyor birbirine. sen sürüden kopacaksın. tek başına ölecek, sonra tekrar beden alacaksın. benden kaçamayacaksın. mezar taşına adımı yazacağım, benim olacaksın..
---
gürül gürül akan bir nehir var mı aşk içeyim?
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik. Konuşmayı unuttuyduk, hal diliyle söylediydik. Dua okuduyduk, yağmur dilediydik. Kalbinizi kuşatmaya geldiydik. Hoşgeldiniz. Buyrun. İşte kalbim. Adımı unuttuğum zamanlarda Ruknettin'im. Gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim. Şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim. Benim kalbim bir ıslahevidir doktor. Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde. Benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur. Uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde. Kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor. Tıkanır, ölür metropollerde.
K.S.
-------------------------
Keten tül, kırık beyaz, ince, soluk, esintili perde. Cereyan var iki eşik arasında, zamanı çocuk etmiş koşturuyor. Soldan sağa, gülbağdan kaşa. İnancın kırıntısını süpürdüğüm ruhum bitkin. Cürmünü soyundum durdum geceleri. Her katta bir keten tül, ince, esintili. Beceremedim hatırlamayı bile hangi asfaltta ezildim, çürüdüm. Kaybın kaydı tutulmaz dedi, ondan da caydı unutkan zihnim. Tutamadım. Avucumda, sımsıkı kapattığım yumruğumda kanlı bir yara var. Ses etmeden kabuğunu bekliyor. Göz yaşım ilgi çukurunda eridi. Ben yine umudun köpeğiyim kendi kapımda. Üç dört beş. Neredesin? Yalvarırım yanımda uyumuş ol. Neredesin? Yalvarırım sesini bana duyurmuş ol. Neredesin? Yalvarırım.
Tekinsizlik hissi genelde saklı tutmak istediğimiz, bilhassa da cinsel içerikli duyguları harekete geçiren varlıklar tarafından tetiklenir.
S.F.
---------------------
başlıyorum. cevabını bildiğim sorulardan, evet böyle, az da şöyle kısa kısa yazıyorum. ben bir dikenim kendini pamuğa sıvayan. atama adanmış köklerimi daha derine saplıyorum bu ara. hoş bir rutubet içinde çığlığını işitiyorum kadının dağa taşa haykıran. kesmek de olurdu tıkanan damarı, deşmek de olurdu pıhtıyı diyecekken üzerime yığılıveriyor. kanına giren zehrim kadını nefssiz bırakarak öldürüyor.
cızırdayan zihnime teslim olmak derken iç içe geçmiş mürenler -kanını içmemeliyiz gereken mürenler- ciyak ciyak karada düğüm oldular. öf bu nedir kardeşim! korkuyorum. dehşetinden cesaretimin ve şiddete koşan yüzlerce gölgemden. buyurun güzelim. sizden korkan sizin gibi olsun. çoktan olduk da geldik, ağzımda ciklet, tutmasını beklediğim fidelerimde aklım. bu oyundan hoşlandım.
I used to shift my shape to feel something.
--------------
saatimi çıkartıyorum kolumdan. zamanı reddediyorum. işte oldu. gözüm gördüğünü gerçek saymaya başladı bile. bir iki üç.. kes şunu.. yo hayır geri gelmeyecek kelimelerim. yo hayır katlanamıyorum sessizliğime. bir iki üç.. yeter! tutuklusun ve gardiyanın da ta kendisi. buyur hevesin varsa baştan başla. bir iki üç.. lütfen bana bir damla ilham bahşeder misin ızdırabım, kara kutum, susuzluğum, küskün ruhum? onlar da duymuyor artık beni. git gide siliniyorum.. bu iyi bir şey. yo hayır dayanamıyorum. kelimelerin başından kavrayıveriyorum. dilime değmedikçe nem ve tuz unutuyorum seslenmeyi. sevgiyle seslenmeyi, aşka seslenmeyi unutuyorum. korktuğumu itiraf ederdim bir adım daha yaklaşsaydın. inan söylerdim çoğu şeyi, sakladığım. bir daha sevilmemekten çok korktuğumu söylerdim, gelseydin.
işte oldu. takıldığı kıymıktan sıyrılıyor bakışım. odağını titret bir avuç içinde yitirip kurtulmuş, gövdesi ölü kuşların tüylerini taşıyan bir ok: işte bu benim bakışım. tanışsanız da faydası yok, yetişmiyor kalbimin ikliminde tek bir hece, bir tek ritim. ümidin parlak pullardan örülü çocukça neşesi vardır, rengi mavi yeşil. ümidin henüz yaşayacakları vardır baharda ve yazda. ben ümidimi bir bademin dibine gömüyorum. suyu bol olsun ben dilemekten vazgeçiyorum. inanmaktan vazgeçiyorum. ummaktan ve sınamaktan kalbimi gelecek yıllarla, vazgeçiyorum. eskiden delirmekten korkardım. artık delirmekten geliyorum. bir tuhaf hafiflik üstümde, kalbimde bir tuhaflık seziyorum. bir iki üç.. uyanınca da devam eden rüyalardan geldim, diyor şair. bir üç iki. işte bu kadar. uyanınca da süren rüyalarımdan vazgeçiyorum.
Yaşamak çırpınmaktan farksız. Ben yarınları bugünden tanırım. O yüzden umutlarım tek tek azalıyor sanırım. Artık masallardan uzak duran çocuklardır arkadaşım. Apar topar hazırlanmış bagajım. Nefes nefese yoldayım. Bir elimde yumruk, diğer elimde tokat. Katılaşıyorum kırılganlığıma inat. Yanlışlar pahalıya patlar. Böyle çıkılır hatadan katlar. Aşınıyor insan kaya gibi, dalgası hüzünse. Düşer yaprak kendiliğinden, mevsim hazansa. Yardım etmek isterdim hayatıma, lakin anla. Tükeniyorum zamanla. Öyle kalabalık ki içim, ne de yalnız kaldı dışım. Garip kaplumbağanın evini yıktılar bir hışım. Yazım biteli epey oldu, gelen gitmeyen kışım. Şaşırmamaya alıştım, zaman geçti yatıştım.
Y.Ö.
--------
Parmak uçlarımdan donmaya başlıyorum. Çaresizliğe yakın bu hissettiğim. Telaşsız, hüzünsüz, merakı ve neşeyi yitirmenin kırık konforuyla parmak uçlarımdan donmaya başlıyorum. Kalbim kaç kere çözüldü, bilmiyorum. Kalbim kaç kere son kez attı hatırlamıyorum. Damağımda kurşun tadı iki gündür. Silinmesi güç sabıkalarım bakışımdan ele veriyor beni. Kaçacak yerim yok ve de halim. Umudumun sona erdiğini inkar edebilir miydim? Gözlerim kapalı hayatın basit güzelliklerine sığınıyordum. Uzun sürmüyordu. Büyük bir kaybı geciktirir gibi erteliyorum ölümü. Ölümü ertelediğime inandırıp iki omzumu ve kalçamı kaç yaz daha ayakta durabilirim hesaplıyorum. Kuşku ve şüphenin geçit vermediği bir gerçeğin tonlarını teker teker öğreniyorum. Eridim, dövüldüm, çürüdüm, boğuldum, yandım ve kül oldum. Olmadı. Sonsuzluğu yok edemedim. Kendime alışsam iyi ederim.
Bu iyileşmez kalple, bu bedende şimdilik keserek mavi bir damarı her gün şakağından, yaşayacaksın.
bazen bir fısıltı çıkar bağırmaya çalışınca
tek bir umut bile yok mu insan geçmişle yaşayınca..
F.T.Y.
---------
Kıvranmanın koynuna sığınınca, onlarca gecenin ardından hala kaçamayınca.. bilirim tesellim yalnızlık. parmaklarımı oynatan, kulaklarımı uğuldatan, gözlerimi kayıplarla dolduran tesellim. bulunmayacak bir tılsımın kırılgan mı kırılgan, yeşil fayanslı odasında tutsak kaldım. sesim bir giz bulutu, başkasının rüyasında kabuk bağlayan yara gibi tutuk, boğuk, katı, ölmeye yüz tutmuş. çok eski bir geçmişin hatırasını temize çekmek için çıkıyorum yola. hevesim yok, gönlüm var, gönlüm çocuk, gönlüm yağmur bulutu, gönlüm bir kurşun da hevesim yok. belli, kırıklarım kaynamadı..