30 Ağustos 2012 Perşembe

Sürülür Yabancı Diye Dayandığı Kapılardan


Öyle bir yalnızlık ki, ne insanla ölçülüyor ne de insansızlıkla. Öyle ki bir masanın işlevinin masadan ziyade başka amaca hizmet etmesi ne denli tezatsa varoluşuna, benim de insan ile ilişkim o denli yabancılaşıyor yaşadıkça. Kökleri içeri büyüyen bir  selvi.. Dalı göğe uzanan bir selvi, yüzü toprağa bakan. Toprağından suların aktığı ağacım. Ne sular aktı bu köprü altından dedirtecesine akan sular. Her bir fırtınada ve her yağmurda yıkılmamak mümkündür. Ve fakat yıkılmamak, değil engel ölüme.
İnsan kadar yalnızlaşan bir canlı daha yok yeryüzünde.Beni yalnız yapan ise aklım. Ot beyinli olmak kötü değildir, ayrık otu kokmaz. Velhasıl yalnızlık ne insanla ölçülür ne de insansızlıkla. İçin bir çöl gibi kavrulmuşsa, yaşatmazsın canlıları toprağında. Çöl kendi rüzgarında kavrulur, ağaç suyunda boğulur. Toprak ölümü sarıp sarmalarda, yalnız insanı saran toprak dahi yoktur. 

Hiç yorum yok: