Sessizce, derinden.
Şimdi öyle dolu ki boşalttığım oyuklar. İnan bana tüm
dünyanın ruhlarının yalancı olduğu kadar dürüstüm kendime, ruhum öyle ince.
Yalan söyleyen takvimlerden bana kalan, çılgınca geçen zaman. Bir de
sandalyemde uyuyan Dora. Zamanın içinden çekip çıkarttım kendimi, yakam
elimdeyken can verdi yıllarım. Telaş içinde yerine koymaya çalıştım kaybolan
anıları, kaybolan yaraları. Hepsi beni uslandıramayacak kadar derinindeydi
kuyunun. Orda öylece, ıslak içinde, rutubet içinde, yalnızlık içinde,
anlaşılmamış bir şekilde duran şarkıları, sönen izmaritleri, sönen ışıkları,
sönen şehirleri gördüm. Gün ışığının var olması, karanlığı yalan kılmıyordu.
Tıpkı buna benziyordu, tıpkı bana benziyordu. Orada öylece bana bakan eski
perdeler, yarım kaldırım taşları, yarım tebessümler bir zalimin kalbinden masumların
ruhlarına akıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder