19 Şubat 2013 Salı

öylece bi çırpıda.

Dokusuyla, kokusuyla, gözün gördüğü, kulağın duyduğu o tüm güzel anıların yaşandığı zamanların yaşanan insanlarca katledilmesi kimin ne kadar olgunlaşacağını belirlemiş olan bir kıstastı. Bu çalan şarkı üç yıl arayla yine bir çalışma odasında dinlemiş olsa da ve yağmur cama vursa da, o insanların olmayışı ve bu anın yaşattıklarının yalnızca küskünlükle içine akıtan birinin satırlara sığınması o anıların yok sayılması gerektiğini, lanetlenip yok edilesi olduklarını göstermez. Anı an’dır. Bizler geçmişiz. Geçen bir zaman, öcünü andan almamalı, almaz da. Öç alınacak birileri varsa illa dünyanın çıkan çivisine sesini çıkartmayan, tüm bu adiliklerin tüm bu kırgınlıkların, tüm bu cinnetlerin, cinayetlerin içinde gülücüklerini esirgemeden cömertçe yaşayan, yaşamı yaşlandıran insanlıktır topyekün. Kimse mutlak kötü değildir, ancak kimse bunu bilmez. Herkes öcünü, o yürek soğutacağına inandığı, o hıncı sandığı hüznünü akıttığı öcünü dilsiz, kimsesiz, biçimsiz an’lardan, anılardan alır. Kolaydır. Diller konuştu mu gelecekte kırılır. Bir uçurum açılır insan ile insan arasında. Kapatmak için gözyaşı ile dolması gereken bir oyuk vardır arada. Sonra anca tabutlar yollanır kıyılara. Bu kadar yalnız bu kadar dağsız yaşarız. Kimse görmez. Ben bu şarkıyı dinlerken şimdi şuan da ‘’is it raining with you?’’ derken bana, evet diyorum.. Evet ! Tüm anılar benimle burada. 

bu işte bu ! 

Hiç yorum yok: