27 Mart 2016 Pazar

Kim


kim tanır beni, şaşkınlığım olmasa
bağırıp duruyorum denizin ortasında,
su buradan ne kadar uzakta..
İ.T

Kimsenin kimseyi kandıramayacağı bir yerden geliyorum. Tüm zannettiklerimden sıyrılıp çırılçıplak kaldığım bir yerden. Bunca zaman hep yanlış eşikten kendime seslendim de şimdi sesimin bile çıkamadığı bir yer. Cevapsızlığını kanıksadığım sorulara, her solukta kamçı gibi göğse çarpan, çarpan, çarpan bir soruyla yanıt bulduğum bir. Dürüstlük de acıya dâhil. Sarsıla sarsıla ağlamak. Gözyaşsız ağlamak. Şu merdivenlerin başında durup da ağlamak. Şimdi ben kendimi nereye koyacağım, nerede dursam kendime yakışacağım diye diye içimi kuruttuğum bir yerden geliyorum. İçimde yıllarca söylenmekten pörsümüş, maksadından şaşmış tüm kelimeleri son kalan gücümle dağıldıkları yerden topladım. Bugün tüm anlamsızlıklarıma anlam bulduğum yerden geliyorum. Artık beni aramayın.


5 Mart 2016 Cumartesi

Yama ç


Benden kalan boşluğa kırmızı bir araf düşüncesini koy.
B.K.

------------------------------

Korunmasız kaldıkça, dik yamaçtan içime yuvarlanan bir çocuğum var. Güçsüz olduğu kadar çirkin. Bu benim suçum değil. Dilini bir kertenkeleden ödünç almış, pürüzlü. Konuşmaları kesik, sözcükleri sessiz harfler. Ne dese anlaşılmaz, nerede dursa yakışıksız. Uçurumun uzunluğu yıllarca. Düşülen kuyu yıllarca. 

Bir günü kendi rahminden söküp çıkartan kadının çocuğu. Uykunun kadifesine, süresiz sessizliğe muhtaç. Tepetaklak yuvarlandığı çukurdan bakıyor. Beni hiç sevmiyor. Işığın etinden süzüle süzüle geçtiğini, havanın ciğerini nasıl da şişirmediğini görüyorum. Daha çok küçüktün çocuğum. Ne var ki ölüler duymaz.